top of page
  • Yazarın fotoğrafıSomnur van der Kraan

BEN KENDİMİ SEVİYORUM!

Güncelleme tarihi: 11 Ağu 2023



NEDİR KENDİMİZİ SEVMEK VE NASIL KENDİMİZİ SEVERİZ?

Anda kalmak yani zamansızlık ve kendini sevmek, eminim ruhsal gelişim konularıyla ilgilenen herkesin bildiği çok kullanılan iki güçlü bilinç öğretisi/ farkındalığı olduğunu düşünüyorum. Kısaca anda kalmaktan söz edersek; geçmişten akan birçok gereksiz korkuyu endişeye dönüştürdükten sonra geleceğe sürüklemenin zararlı bir bağımlılık olduğunu idrak ettiğimiz anda kendimize dingin bir zihin dolayısıyla da iyi bir hayat veririz, bilinç açılır, kaynaktan bize akan bilgiyi duyar ve idrak edebiliriz, bunun için de anda kalma bilincini hatırlamamız yeterlidir. Bununla birlikte kendimizi sevmeyi de gerçekten hatırlayıp. ne olduğunun idrakine vardığımızda da kendimize her seviyede iyi bir hayat yaşatırız. Eğer bir insan gerçekten kendini sevmeyi başarırsa bu yer yüzünde deneyimlediği aydınlanma sürecinde büyük bir yol kat etmiş olur ve sürekli akan içsel dinginliği yakalar ve kendisine her alanda iyilik ve güzelliklerle dolu bir hayat verir.

Asında hepimiz bu yer yüzüne kendimizi sonsuz ve sınırsız sevme bilinciyle geliyoruz, daha sonra minnacık bir bebekken başlayan yer yüzü deneyimleri sürecinde geçmiş yaşam deneyimlerinden kalan izlerle birlikte olumsuz kalıpları tekrarlıyor ve bunlarla birlikte yenilerini oluşturmaya başlıyoruz. Kendimizi suçluyor, cezalandırıyor, eleştiriyor ve durmadan düzeltmeye çalışıyoruz. Bu kalıplara farkında olmadan bağımlı oluyoruz, onlar olmazsa yaşam sürmeyecek sanıyoruz. Dolayısıyla da hayatımıza bilinç altından tetiklenen korku kaynaklı düşüncelerle bizi zorlayan, hoşumuza gitmeyen deneyimler çekiyoruz. Bunlar bizim idrak edip de temizlemediğimiz bilinç altı düşünce kalıplarının oyunlarıdırlar, evren biz hangi konuda zorlanıyorsak orada güçlenip, aşıncaya kadar bize deneyimler hazırlar.

Bizler kendimizi gerçekten sevdiğimizde kendimizi tam ve bütün hissederiz dolayısıyla hayatımızın her alanında da tamlık hissi duyar, kendimize barışık, huzurlu ve keyifli bir hayat yaratırız. Bir çoğumuzun bu hayattaki en güçlü hedefi gönenç seviyesine ulaşmak. Gönenç seviyesi kalıcı sağlık, kesintisiz bolluk- bereket, iyi ilişkiler, sevmek ve sevilmek, huzurlu bir yürekte sürekli akan mutluluk duygusu demektir. Ama bizler sıklıkla hayatlarımıza bir sorun çeker ve onunla baş etmek için uğraşırız. Oysa bizler kendi hayatlarımıza mutluluğu, sağlığı, bereketi çekebilmek için sonsuz- sınırsız olasılıklara sahibiz. Peki nedir buna engel olan?

Buna engel olan öncelikle egomuzdur, ego korkularıyla, endişeleriyle bizi sürekli olarak aşağıya çekmek için uğraşır ve sonunda da sabote etmeyi de başarır. Bunun kaynağı da gerek karmalarımız yani fiziksel boyutta genlerimizle hayatımıza taşıdığımız düşünce kalıpları ve ebeveynlerimiz, çevremiz ve sosyal hayatımızdan öğrenerek edindiğimiz düşünce kalıplarıdır. Biz insanlar hayatlarımızı düşüncelerimizle yaratıyoruz, düşüncelerimizin kaynağı da bilinç altımızdan tetiklenen düşünce kalıplarıdır. Düşünce kalıplarının birçoğu işimize yarar ama bir kısmı da bize engel olur, sabote ederler. İşimize yaramayan düşünce kalıplarını yakalayıp, onların yerine bizi destekleyen düşüncelere inanmaya başladığımızda değişir. Bunun için bir süreç gerekir, arzuladığımız bir konuda çok kısa bir süre içinde değişebilirsiniz çünkü artık hazırsınızdır, sadece küçük bir dokunuşa ihtiyacınız vardır ve onunla ortaya çıkar. Bazen daha uzun bir süreç gerektirir, hatta süreç içinde bazı deneyimler de yaşarız. Bu yer yüzüne öğrenmeye, aydınlanmaya, idrak etmeye gelmiş olan ruhumuzun amacı da budur. Bu süreç içinde kolaylıkla yol alabilmek için hatırlamamız ya da yeniden öğrenmemiz gereken en güçlü bilinç kendimizi sevmektir. Kendimizi gerçekten sevmeyi başardığımızda hayatımız değişir.

Kendimizi sevmeyi başardığımızda hayatımızda kıskançlıklar, şüphelere, endişelere, kindarlığa, suçlama ve cezaya yer yoktur, saf olan ilahi kaynaktan akan sevgiyle daima güvende olduğumuzu bilir, içi huzurumuz dengede ve yerli yerinde yaşarız. Korku kaynaklı düşünce kalıplarından tetiklenen düşünceler olmadığı, yerine sevgi dolu düşünceler geçtiği için hayatımıza her alanda iyilikleri çekmeye başlarız.


KENDİMİZİ SEVMEK DERKEN?

Kendimizi sevmek derken kendimizi başkalarından üstün ya da ayrıcalıklı görmekten söz etmiyorum, bir insanın kendisini tam hissetmesinden söz ediyorum. Kendimizde tamlık hissi duyduğumuzda eksik olduğunu düşündüğümüz bir yanı eleştirmekten, suçluluk-suçlama ve cezalandırma duygularından özgürleşip çevremizde gelişen olayları anlayışla karşılamayı başaracak, bir engel varsa kolaylıkla üstesinden gelecek, hayata daha geniş bir açıdan bakacak ve hayatımızı yaratırken çok daha zengin ve engin düşüncelerle deneyimlerimizi besleyeceğizdir ve daha sağlıklı ilişkiler kuracağız demektir.


HEPİMİZ KENDİ KENDİMİZİN ŞİFACILARI OLABİLİRİZ

Hayatı anlamak, gelişmek ve büyümek için birçok deneyimi kendi isteğimizle seçer, hayatımıza çeker ve yaşarız. Öğrenmek için kendimize çektiğimiz deneyimleri ruhumuz bilir ama yer yüzünde beş duyuyla sınırladığımız egomuz bunun farkında değildir. Birçoğumuz gün boyunca bir yığın olumsuz düşünceyi körükleriz. Oysa bizler geleceğimizi düşüncelerimizle yaratırız, endişeli veya öfkeli, ya da eleştirel düşünceler hayatımıza zorlu deneyimleri çekmemize neden olur. Hangi düşünceye odaklanırsak hayatımızda gelişen olaylarda bu düşüncelerden kaynaklı olaylar olacaktır. Evren her şekilde bizim düşüncelerimizi ya da konuştuklarımızı yanıtlar, bizler hangi yönde hayatı deneyimlemek istiyorsak bizlere o deneyimi sunar. Düşünceyi durdurmak neredeyse imkânsız gibidir ama onları yakalamak ve değiştirmek kolay ve basit yöntemlerle olasıdır, bu süreç gerektirir ama rutin bir çalışmayla hedefe ulaşabiliriz.

Bizler hepimiz parmak izlerimiz kadar eşsiz varlıklarız. Sadece kendimize zihinsel engeller yaratarak hayatlarımızı sınırlı ve kısıtlı yaşatmayı tercih ediyoruz. Oysa hepimizin belki de sonsuz diyebileceğimiz olasılıkta seçeneği var ve eğer istersek değiştirebiliriz. Bilinçaltı öyle bir baskındır ki anında zihinsel kalıplarınızdan birini devreye sokar ve siz olaya sadece o gözlüklerle bakarsınız. Gün içinde zaman zaman durun ve derin bir nefes alın, etrafınıza bakın ve “Farkındayım” deyin. Bunu sık sık tekrar edin: “Kendimi kabul ediyorum”, “Ben değişmeye ve iyileşmeye istekliyim, ben değişiyor, gelişiyor, büyüyor ve ilerliyorum”.


ELEŞTİRMEYİ BIRAK, BU SADECE DAR, KISA BİR NEFESE NEDEN OLUR

Yakınmak, yargılamak ve suçlamak bizlere suçluluk duygusundan başka bir şey getirmez, suçluluk duygusu suçlama ve cezalandırmayı beraberinde getirir ve bu kızgın tavır zincirleme gider ve bu tavır sadece bizi hasta eder. Daima seçimler bizlere ait. Hayatınızda negatif insanlar varsa onları affedin ve azat edin. Siz değiştiğinizde negatif insanlar hayatınızdan kendiliğinden çıkıp giderler, onları tutmak için çabalamayın. Bir şey daha var ki her karşımıza çıkan insan bizim oluşmamış, pişmemiş, eleştirdiğimiz bir yanımızla bağlantılıdır, bizim iyileşmemiz ve o alanda güçlenmemize bir şekilde yardım etmiş olurlar. Farkındalıklarımız geliştikçe iyileştirmemiz gereken yanlarımızı daha kolay algılarız ve şifalandırabiliriz. Hayatımıza girmiş ve bizi üzmüş olan insanlar her kimlerse onlara teşekkür edip, affedip ilerlemek bizim iyileşmemiz için en önemli adımdır. Kimseyi değiştiremeyiz ama biz kendimiz değişmeye istekli olursak değişiriz o zaman hayatımızdaki her alan değişir, iyileşir, içeri ışık girer.


ÖZ GÜVEN EKSİKLİĞİ VE KENDİNLE BARIŞMAK

Eğer kendimizi hayatın birçok alanında tam hissetmiyorsak bu bizde öz güven eksikliğine neden olur. Özgüven eksikliği de arzu ettiğimiz parlak deneyimleri yaşamamıza engeldir. Birçok konuda olumsuz düşünceler üretmemize, kendimizi baslı altında hissetmemize neden olur. “Ben bunu hak etmiyorum”. Sizi içten içe yiyip bitiren bir ya da birkaç suçluluk duygusu sizi sağlıklı olmayı, yüksek bir gelir sahibi olmayı, iyi bir ilişkiniz olmasını, başarılı olmayı ve birçok alanda hak etmediğinize inandırır. Örneğin: İşe başlamak için kilo vermeniz gereklidir, incecik ve mükemmel olmalısınızdır ama bir türlü kilo veremiyorsunuzdur veya hayatınızın birçok alanında başarılı olmanıza rağmen okulda başarılı olamıyorsunuzdur, bunun birçok detayı olabilir ama asıl neden sizin kendinize olan güven eksikliğinizdir. Başarı sizin en iyi okulu bitirmeniz demek değildir, başarı sizin zihninizi esnetip, kendini sevgiyle besleyerek yeteneklerinizi ortaya çıkartıp onları kullanmanız demektir, bu noktaya gelebilmek için geçmişten özgürleşmek, düşünce kalıplarından özgürleşmek gerekir.

Her ne ise eksik olduğuna inandığınız yere sevginizi gönderin, aslında bu kadar basit. Kendi kendinize gün boyu tekrar edin “Seni seviyorum, gerçekten çok seviyorum”. Gözlerinizin içine bakın ve “Bugün seni nasıl mutlu edebilirim” diye sorun ve yanıtı dinleyin.


BEN KENDİMİ SEVİYORUM

Farkındaysanız bu yer yüzünde her şey sevildikçe can bulur, sevildikçe sağlıkla gelişir, büyür ve yaşamaya devam eder. Siz kendiniz de bir canlı bireysiniz, sevilmeyi dışarıdan beklemeyin, zaten ismi üzerinde beklemeyin, beklentileri bırakın ve şu andan itibaren kendinizi her halinizle sevmeye başlayın. Dışardan beklediğiniz o sevgiyi, ilgiyi kendi kendinize verdiğiniz zaman dışarıdan da aynı ilgiyi ve sevgiyi görmeye başlayacaksınızdır. Sevgi kazanılmaz veya ha edilmez, her varlığın zaten bu yer yüzündeki sınırsız ve koşulsuz olan hakkıdır. Siz şimdi hayatınızdaki hangi alanı sevmiyor ve kendinizi o konuda suçluyorsanız burayı iyileştirmeye başlayın. Bu konuyla ilgili çalışma, kitap, bilgi her neye ihtiyacınız varsa önünüze çıkacaktır bundan emin olun.

Sabotajcı egonuz kulağınıza “Boşuna zaman kaybetme, bu saçmalıklar işine yaramaz” veya “Bırak ya senin neyin var ki bak arkadaşlarına senin durumun onlardan çok daha iyi” ya da “Deli misin sen, arkadaşların, çevren seni bu saçmalıklarla uğraştığın için alay edecekler, ne hale düşeceksin onların önünde” gibi konuşmalarla engellemeye çalışır. Süreçteyken “Olmuyor işte boşuna uğraşma, onun yerine işini yapardın daha çok para kazanırdın ya da keyifli bir şey yapardın” diyebilir. Sürecin sonunda başarılı olmanıza rağmen “İnanmıyorum, inanılmaz, inanamıyorum” diye defalarca olumlama yaptırıp, başa dönmenize neden olabilir. Bütün bunlar olabilir, bizler buraya hayat deneyimlerimizi yaşayarak aydınlanmaya, öğrenmeye, büyümeye geldik. Olan biten her neyse kabullenip, daima korunuyor, yardım aldığımıza inanarak, yüreğimizde daima şefkate yer vererek hayata devam etmek önemlidir. Egomuz bizim geliştirdiğimiz bir parçamızdır ve onun da sevilmeye ihtiyacı vardır, sevildiğinde yumuşar, erir ve etkisini kaybeder.

İnsanın kendisini sevmeye başlaması, eksik yanlarını tamamlaması adeta bu yer yüzünde kaybedip yeniden bulduğu bir cevherdir.


Hazırladığım son Kendimi Seviyorum Çalışması sık sık tekrar edebileceğiniz basit, hafif ama güçlü bir çalışmadır. İnsanın kendisiyle barışması uzun bir yolculuk “Kendimi Seviyorum” çalışmasını da bu yolculuktaki duraklardan birisi olarak görüyorum.

Yukardaki resmin üzerine tıklayarak YouTube kanalımızdaki çalışmaya ulaşabilirsiniz.

Keyifli meditasyonlar!

32 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

DOSTLUK

bottom of page