top of page
  • Yazarın fotoğrafıSomnur van der Kraan

SAĞLIK- VARLIK-MUTLULUK

Güncelleme tarihi: 18 Ağu 2022



Biz post modern dünyanın her gün parayla ilgili bir düşünce üretiyoruz ve mutlaka bir deneyim yaşıyoruz, kimilerimiz para piyasaları, enflasyon ve para kazanmaktan söz ediyoruz. Para kazanmanın zorluğu, işsizlik, sahtekârlar, fırsatçılar, hırsızlar vb. konular sürekli olarak gündemde. Kimileri için şans olan kimileri için şanssızlık olabiliyor.

Peki bolluk ve bereket sadece para anlamına mı geliyor sizce?

Hayır çünkü para sadece biz insanların yarattığı bir fenomen, bolluk ve bereket ise hepimizin eşit derecede hakkı olan yer yüzünün bize sunduğu tüm nimetler. Biz post modern dünyanı insanları satın almak ve satmak üzerine kurulu bir sistemin parçasıyız ve bu nedenle bolluk ve bereket denildiğinde aklımıza ilk gelen şey para oluyor. Para bizim bu yer yüzünde deneyimlediğimiz oyunlardan birisi dolayısıyla arzular ve kimlik edinme kaygısı da dahil oluyor. Bolluk ve bereket bir bilinçtir diyenler var, ters tanımlama yaparak “Kıtlık bilinci” diyenler var, aslında düzeltmek istiyorum: Kıtlık bir bilinç değildir, bir tanımlamadır, hatta biliçsizliktir, farkındalıksızlıktır. Bolluk ve bereket de bir bilinç değildir, hepimizin bu yer yüzünde eşit derecede hakkı olan ve ihtiyacımız olan bir yer yüzü gerçeğidir. Sadece eğer kimilerimiz bolluk ve bereketten uzaklaştıysa hayatına geri almak için bilinçlenmek ve bu bilgi doğrultusunda hareket etmesi gerekir. İşte bu noktada bilinçlenmek için öğrenmek devreye girer.

İşe olaylara olumsuz bakmayı bırakmakla başlamanızda yarar var, hemen olumsuz haberleri bir kenara bırakın ve etrafınızda olan, biten her ne ise sadece sizin dünyanız olduğunun ve bunu dilediğiniz zaman değiştirebileceğinize inanın. Olumsuz düşünceler olumsuz deneyimleri çekecektir.

Bu yer yüzü hem bir oyun alanı, oynarken öğrendiğimiz, bilmediklerimizi deneyimleyerek anladığımız neşeli, bazen kederli bir okul. Neşe ve keder bu yer yüzünde bir arada çünkü burası aynı zamanda düalitik bir yer yani her şeyin tersi olan ama aslında bir diğer yarısı mevcut bu yer yüzünde. Para da biz inanların bu yer yüzünde oynadığı oyunun bir parçası. Temelde bolluk ve bereket bizlerin nefes almaktan sonra su ve gıda alma ihtiyacı iken biz insanlar tarafından oldukça genişletilmiş, büyük ve çok seçenekli bir oyun haline getirilmiş. Çılgınlar gibi bir yığın oyuncak üretiliyor ve bizler bu oyuncaklarla oynamak isteyen küçük çocuklar gibi onları arzuluyor, sahip olunca bir süre için mutlu oluyor, bazen de etrafımızdakilere gösteriş yaparak gururlanıyoruz. İşte bu noktada egonuzun tuzağına düşmemek için “bilinç” gereklidir.

Elbette bir insanın kıyafetleri, seçtiği eşyalar, içinde yaşadığı yerin dekoru, kullandığı renkler o kişinin ruh halini yansıtır ve dolayısıyla da ilk anda sizin kim olduğunuza dair diğerlerine ip ucu veren bir yansıma yaratır. Bu da elbette hoş bir deneyim olabilir. Bu eşyaların parasal karşılığının çoklu hanelerden oluşması gerekmez, bu sizin yaratıcılığınız ve elbette ruh halinizle doğru orantılıdır. Bütün bunlar oluşurken sizin asıl olan neye ihtiyacınız olduğudur.

Sağlıklı, mutlu ve varlıklı bir hayat için neye ihtiyacınız var?

Asıl sorular: Benim neye ihtiyacım var? Mutlu olmak için neye ihtiyacım var? Sağlıklı kalmak için neye ihtiyacım var? Ben size özetle “Her şeyden önce kendini sevmeye ihtiyacın var” desem bir çoğunuz isyan ediyorsunuz biliyorum. Hemen bir bolluk-bereket-para formülü istiyorsunuz ki piyango gibi karşınıza çıksın ve deniz kenarında uzanıp keyif çatarak geçirdiğiniz bir hayata kavuşabilin. Elbette, neden olmasın. Olsun! Hatta hemen, şimdi olsun.

Post modern dünyanın insanlarının etrafında gerek toplumsal gerek satış amaçlı çok araç dolanıp duruyor. Şık kıyafetler, dağları aşan ya da kızları tavlayan otomobiller, saray gibi evler, bir iğneyle incecik ve gencecik olmak ve bunun gibi bir yığın şey, siz hangisini kendinize uygun buluyorsanız onu arzulamaya başlıyorsunuz ya da hangi yanınızı eksik buluyorsanız bu oyuncaklardan biriyle veya birçoğuyla tamamlamaya çalışıyorsunuz. Bazen kolaylıkla elde edebileceğinize inanıyorsunuz ve o zaman hayatınıza kolaylıkla çekiveriyorsunuz bazen de çok uzak hissediyor, asla elde edemeyeceğinizi düşünerek, hayıflanıp duruyorsunuz. Bütün bu maceralar dizini sizi tatmin ediyor mu? Gerçekten hayatınızı sağlıklı bir ömür, sevgi dolu ilişkiler, bereket dolu ve mutlu yaşayabiliyor musunuz? Öyle olmasa bile bütün bu maceralarla öğreniyorsunuz. Bazen de neye ihtiyacınız olmadığını öğreniyorsunuz.

Peki gerçekte ihtiyacınız olan nedir?

Ben inanıyorum ki ve artık birçok bilim insanı da diyor ki: “Düşünce bir enerjidir ve maddeye dönüşür” ve ilave ediyorum ki madde de enerjinin başka bir formudur. İçinde bulunduğumuz evrenin gerçekliği her şeyin belli bir frekansta titreşimleri olan enerji akım ya da kütleleri olduğudur. Beş duyunuzla algıladığınız ve madde dediğiniz her şey gene belli bir dalga boyunda titreşimleri olan enerji kütleleri veya akımlarıdır, bizler de öyleyiz. Dolayısıyla ve özetle eğer siz bir arzunuza ulaşmak istiyorsanız oluşturduğunuz düşüncenin sizin arzuladığınız şeyle aynı dalga boyunda olmasıdır, eğer iki tarafta aynı frekanstan yayın yapıyorsa ve araya hiç parazit girmiyorsa hayatınızda gerçeğe ve bir deneyime dönüşecektir. Kendinizi sürekli yayın yapan bir radyo kanalı olarak hayal edin, yayını tüm düşüncelerinizle yapıyorsunuz. En çok hangi düşünceye inanıyorsanız en güçlü olan yayın da bu olur ve evren hemen yanıtlar. Bu her iki yönde de olabilir; eğer istemediğiniz bir şeyden söz ediyorsanız ve bunu tekrar ediyorsanız, o istemediğiniz şey hayatınızda deneyim haline dönüşür çünkü siz neyi istediğinizden, neyi arzuladığınızdan kendinizden emin bir şekilde söz etmek yerine tam tersi bir frekanstan yayın yaptığınız için kendinizi tam tersi olan deneyimin içinde buluveriyorsunuz. Bu arada neyi istemediğinizi de öğrenmiş oluyorsunuz.

Düşünceleri kontrol etmek olası mıdır?

Elbette olasıdır ama siz şunu da söyleyebilirsiniz: “Kendi kendime hâkim olamadığım, bana ait olmayan düşüncelerim var ve onları zapt edemiyorum. Korkular baskın çıkabiliyor”. Düşünceleriniz siz hiç farkında olmadan bilinç altınızdan tetiklenirler, sessizce bilinç altınızda bekleyen bazı düşünce kalıpları konuya bağlı olarak duygusal bir tepki oluştururlar ve oradan düşünceye dönüşürler, bu söylediğim birkaç salise içinde bile gerçekleşebilir. Bilinç altınıza yerleşmiş olan düşünceler geçmiş yaşamlarınızdan getirdiğiniz (Fizik bedende DNA kayıtları olarak görünürler) kayıtlardan oluşur, bunlar yaşam deneyimleridir, kimleri çok işinize yarar, kimileri travmalı deneyimlerin sonucunda oraya yerleşmiş oldukları için korku kanalından ortaya çıkarlar ve gerçek niyetlerinizin oluşmasına engel olurlar. Yani siz bir şeyi hayatınıza çekmeyi çok istiyorsunuz ama olabileceğine de inanmıyorsunuz çünkü bir yığın engelleyici düşünce birden zihninizden akmaya başlıyor dolayısıyla da bir türlü olamıyor. Hatta bazen tam tersi bile olabiliyor. Düşüncelerinize hâkim olabilmeniz için önce ne düşündüğünüzün farkında olmalısınız, eğer bir şeyi istiyorsanız ve o sırada panik hailinde aklınızdan bir yığın olumsuz düşünce geçiyorsa bu düşüncelerin yerine olumlu düşünceler koyarak frekansı değiştirmektir. Biliyorum bu o kadar kolay bir şey değil, sanki içinizden biri olumlu düşüncelerin size iyi geleceğini bildiği halde size duruma çok öfkeleniyor “Aptal, salak” diyor ve engel olmak için elinden ne geliyorsa yapıyor, bu kimse sizin bir uzantınız olan egonuzdur. Siz bunu bildikten sonra tekrar tekrar deneyerek nihayet düşüncenin yönünü değiştirmeyi başaracaksınız, ben bundan eminim.

Benim hazırlamış olduğum “Geçmişten Özgürleşme Çalışması” bu konuda çok kısa sürede yol almanızı sağlayan bir çalışmadır. Hem geçmişle yüzleşiyor ve barışıyoruz hem de güçlü enerjilerle çalışarak doğrudan frekansı değiştiriyoruz ve siz olumlu düşünceleri ve niyetlerinizi oluşturmayı daha kolay öğreniyorsunuz. Bu çalışmayı dilediğiniz kadar yapabileceğiniz bir biçimde hazırladım, dolayısıyla enerjinizin düştüğünü, olumsuz düşüncelerle başa çıkamadığınızı hissettiğiniz anda yeniden yapabilirsiniz. Bir sonraki çalışmada Bolluk-Bereket-Para Çalışması olursa çok kısa bir sürede yol alacağınızdan çok eminim. Etkisi çok kısa sürede görülmüş olan bir çalışmadır.

Geçmişte yaşanmış bir travmayı iyileştirmek olası mıdır?

Elbette olasıdır çünkü aslında algıladığın, düşündüğün her şey senin dünyan. Bu dünya sadece beş duyumuzla algıladığımız, zihnimizle yönettiğimiz bir dünya, zihninizi değirdiğiniz anda iyileşme başlar ve sizin dünyanıza ait her ne varsa onlarda iyileşirler. İyileşme olması demek sizin her yönde iyileşmeniz, hayatınızda her şeyin yolunda gitmesi anlamına gelir. Enerjilerle yaptığımız tüm çalışmalarda enerji frekansını yukarı çekerek yayının “Sağlık-Varlık-Mutluluk” kanalından akmasını sağlıyoruz. Tabi tüm iyileşme süreçlerinin zamana ihtiyacı vardır ve üzerinde çalışılmasını gerektirir. Disiplinle ve sükûnetle ve inanarak çalışmaya devam ettiğiniz sürece çok kısa bir sürede yol alacağınızdan eminim. Her gün beş dakika meditasyon zihninizin olumlu yönde değişmesine ve her konuda iyileşmesine yardım eder.

Travmalarınızı iyileştirdiğinizde, ebeveynlerinizle ve bugüne kadar deneyimlerinizde yer almış olan tüm insanlarla barıştığınızda kendinizdeki tüm yaraları sarmış, kapatmış olursunuz ve tüm hayatınızda iyileşme görülmeye başlar. Enerji artık yukarıya doğru çekilerek, akımı güçlenmiştir. Benim hazırladığım tüm çalışmalarda enerjiyi yukarıya çektiğimiz için yeniden geldiğiniz yeri, gerçek özünüzü hatırlayarak orada kalmak istersiniz ve bu istek sizde bu yer yüzündeki hayatınızı olumlu yönde geliştirmeniz için oldukça etkilidir.

Hayatınıza SAĞLIK-VARLIK-MUTLULUK üçlüsünü çekebileceğinize inandığınız anda değişim başlar. Eğer siz geçmişten getirdiğiniz “Hak etmiyorum” inancınızı değiştirebiliyorsanız bundan sonra gönenç sizinledir.


46 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

DOSTLUK

bottom of page