top of page
  • Yazarın fotoğrafıSomnur van der Kraan

Eğer kendinize ve çevrenize ve dünyaya güzel anlar yaşatmak istiyorsanız..


Her gün medya aracılığıyla sürekli karanlık, size doğru negatif bir dünya pompalanıyor. Her gün ürkünç, kederli, acı dolu bir olay gelip yüreğinin ortasına oturuyor. Bir yanda yalan dolan bir siyaset dünyası, bir yanda cani ve hasta ruhlu birileri ve akıl almaz insanlık dışı olaylar. Ekonomi kötüye gidiyor lafları. Bütün bunlardan sonra bazen kendini çok çaresiz hissedip delirmek üzere olduğunu düşünüyorsun. Ama sen sürekli yasta, sürekli üzgün, sürekli küskün, sürekli öfkeli ve sürekli bir şeylerden yakınan biri olamazsın. Olamazsın çünkü hem hasta olursun hem de hasta edersin. Depresif bir düşünce kalıbı gelir zihnine oturur ve sen kendini daha zayıf, daha yetersiz hisseder ve daha çok dertlenirsin, bütün enerjin o kanala akar ve hiç sana ait olmayan bir merkezi enerjinle beslersin.


Bu dünyada öyle çok üzücü olay olabiliyor ki sen bunların hepsine yetişip şifalandıramazsın. Gazetede ki habere çılgına dönüyorsun ama belki köşeyi dönerken yüzüne hiç bakmadığın bir küçük çocuk çaresiz, yardım arıyor, bunu fark edemeyebilirsin, fark etsen de yapabileceğin hiç bir şey olmayabilir çünkü her şey seninle ilgili değil. Yas tutmak, ona buna küfredip, lanet etmek ise hiçbir işe yaramayacak, hatta daha da kötüye götürecektir.

Sürekli yasta, öfkeli ve üzgün olmak kabullenememek, içinde bulunduğun durumla yüzleşememek anlamına gelir ve sen bu yüzden her an biraz daha zayıf düşersin. Zihnine asılı kalmış, tekrar tekrar dönen bir buldozer tekeri her geçtiğinde senin sana ait olan tüm gerçek düşüncelerini, düşlerini, yaratacağın geleceğini gölgeler ve ezer. Yapılacak tek şey orada dönen düşünceleri, yüreğini baskılayan sıkıntıyı oradan silip, kendine, gerçek olan “kendine” izin vermek.


“Ne kadar direnir ve inkar edersen o kadar gecikirsin, ne zaman ki kabullenir ve yüzleşirsen o zaman kazanırsın”

Bu dünyada her şey değişmek zorundadır, siz kendiniz değişmek zorundasınız, eğer değişimi kabullenemiyorsanız zorlar, hasta eder ki başka bir yolla değişebilmeniz için. Bu yüzden içinde bulunduğunuz durum her ne ise önce onu olduğu gibi kabullenin, olduğu gibi, neden aramadan, kendinizi ve her kimleri suçluyorsanız onları kutsayın, kutsayın çünkü bir şey ardında bırakmak istiyorsan önce o her neyse asıl doğan olan ışığınla yıkaman önerilir ve öyledir, orayı aşabilmen için kendi asıl olan sevginle arındırman gerekir. “Seni kutsuyorum, seni seviyorum ve seni özgür bırakıyorum” bu üç cümle yüreğini kuş gibi hafifletecek ve sen özgür olacaksın, kendini zincirlere vurduğun kendi hapishanenden kurtaracaksın. Tüm gölgeli, karanlık, kendini hasta eden, çevreni enfekte eden üzgün, bitkin, öfkeli düşüncelerinden özgür kalacak ve kendine parlak bir gelecek yaratmak için izin vereceksin.


Eğer kendinize ve çevrenize ve dünyaya güzel anlar yaşatmak istiyorsanız lütfen medyadan uzak durun, her okuduğunuz haberle bulaşıcı bir hastalığa yakalanmış gibi nöbet geçirmeyin. Bunun yerine meditasyon yapın, bu dünyadaki üzgün, çaresiz, kederli, hasta, yaralı insanlara sevginizi yollayın, sarın sarmalayın kucaklayın. Bu dünyadaki ağaçlara, bitkilere, hayvanlara size nefes ve şifa verdikleri, doyurdukları ve sevgi verdikleri, sadece ve sadece var oldukları için şükranlarınızı yollayın, siz de onları sevginizle besleyin. Koca dünya, güneş sistemimiz her gün aksatmadan görevini yapıyor, gün doğuyor ve batıyor, gereken her neyse elinden geleni yapıyor, onlara şükranlarınızı yollayın, sevginizle bu muhteşem bilgeliği güçlendirin. Her şeyden önce kendi varlığınıza şükran duyun ve kendinizi sevgiyle sarıp sarmalayın, kendinize rahat verin, huzur verin. Çevrenize de rahatlık, huzur ve neşe saçın, bunlar her derdin ilacıdır.

Hayata ve onun tüm ifadelerine sevgiyle kalın.


52 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

DOSTLUK

bottom of page