top of page
  • MysiaLuna

Bir başkasının başarısını kolaylıklarla taktir edebiliyor musunuz?


Yoksa başarı olduğunu düşündüğünüz bir olayın baş rol oyuncusunu özellikle de tanıdığınız birisiyse eleştirmek, yermek için kırk çeşit bahane mi buluyorsunuz?

Birinciyi başardığınız anda kendinizi taktir etmeyi ve kendinize saygı duymayı da başarmış olursunuz. Bu da size bolluğun, bereketin, sağlıklı düşünmenin ve ışıklı bir hayatın kapılarını açtıran anahtarladan biridir. Bir başkasının başarısını gönülden taktir etmek, hatta daha iyi olmasını da dilemek bizi yüceltir.

Kıskançlık aslında korkudur ve kolayca çılgın bir öfkeye dönüşebilir. Bir şeyi ya da birisini bir anda gözünüzde büyütüp asla ona sahip olamayacağınızı ya da onun gibi olamayacağınızı zannetmenizden kaynaklanır. Kendinizi bir başkasıyla karşılaştırmak ve o her kimse kafamızda yüceltip asla onun gibi olamayacağınızı düşünmek bizde derin ve ağrıyan bir yaranın açılmasına neden olur. Bu sizi sürekli acı çeken, pasif ya da aktif saldırgan, mutsuz birine dönüştürür.

Kıskanmamak, hatta aksine gönülden taktir edebilmek kendinizi gerçekten sevmenizle dolayısıyla da kendinize güveninizle alakalıdır. Kendini gerçekten sevebilmek, kendini eleştirmeyi ve eski olumusuz düşünce kalıplarını bırakmaktan geçer. Kendinizi gerçekten sevdiğinizde çevrenizde hep sevilesi varlıklar oluşacaktır. Eğer kendinize güvenmiyorsanız, kendinizi gerçekten sevmiyorsanız kendinize olan saygınızı da kaybersiniz. Kıskançlık bağımlılığı olan kimse her özendiği şeye sahip olmayı ister ama sahip olamayacağına inandığı için de sahip olamama deneyimini sürekli kendine yaşatır. Kendine sürekli acı çektirir ve çektiği acıyı diğerine de çektirmeye çalışır. Eğer çok hırslıysa ve hatta bu yüzden gözü karamışsa o zaman arzularını elde etmek için çevresindekileri kolayca tüketip, hunharca yok edebilir ama bu davranış ve saygısız yaşam biçimiyle, kendine olan saygısını yitireceği gibi onun mutluluğuna, sağlığına ve iyi ilişkiler kurmasına engel olacaktır.

Post modern dünyanın satış yapmak için en çok kullandığı alet kıskançlık duygusu. Kimilerine göre eğer insanlarda kıskançlık duygusu olmasaydı yaratıcılıkları da gelişemezmiş. Bana göre kıskançlık ve haset etmek bu ikisi oldukça yıkıcı duygular, insanların bu yüzden benim aklımın almayacağı şeyler yaptıklarına şahit oldum. Hedef aldıkları kişiyi suçlamak için akıl almaz yalanlar söylediklerine, kendileri olmayan başka karakterleri oynamaya, en kötüsü de kıskandıkları kimseye ölümcül derecede zarar vermeye çalıştıklarını dahi gözlemledim.

Çevrenizdeki birinin başarısını görüp dirseklemeye, engel olmaya çalışmak hayatınıza başarıyı çekmez. Sadece sizin kendinize olan güvensizliğinizin yansımasıdır. Boğaz kesen ticaret anlayışında belki böyle şiddet yollu deneyimler yaşanılıyor, belki bu yolla banka hesaplarındaki rakkamların haneleri giderek büyüyor ama beraberinde sağlıklı ve aydınlık hayatlar getiremiyor. Bu sadece ağır bir açlık korkusunun çevreye aç gözlülükle saldırmasıdır ve sonuçta kimse gerçekten mutlu olamaz. Olamaz çünkü insanın olabilmenin tek yolu geçek sevgiyi deneyimlemektir, korku olan yerde sevgi barınamaz.

Eğer kendinizi sevemiyorsanız kendinizi beğendirebilmek bir çok yol deneyebilir, içinizde sinsi bir canavar besleyebilir, bunun için bir yığın şeyi satın alarak istediğinizi elde etmeye çalışabilirisiniz ama beğenilme isteği sadece sevgi duygusundan gelen minik bir kıvılcımdır ve bir anda kaybolup gider ve siz gene kendi dünyanıza geri dönüp kendinizi eleştirmeye devam edersiniz. Kendinizi gerçekten sevip, olduğunuz gibi kucakladığınızda zaten siz bir çaba sarfetmeden, bu konuya dikkat bile etmeden sevilecek ve beğenileceksiniz, sevgi dolu, şefkatli ilişkileri kendinize çekebilirsiniz.

Bir başkasının yarattığı daha önce görmediğiniz bir tatlı hoşluğu kendi hayatınıza geçirme isteği ise özenmek demekse, özenmek yaratıcılığı destekleyen bir duygudur, size ve yolunuza ışık tutan bir güzelliği paylaşmaktır. Aynı şekilde siz kendiniz de bir güzllik yaratamış ve yeryüzüne koymuş olabilirsiniz, bunu paylaşmaktan çekinmeyin. Eğer yarattığınız ve özel olduğunuz bir şeyi paylaşmaya çekinirseniz bu da korkudur, bir daha asla böyle bir şeye sahip olamacağınızı zannetmek ve o şeyin sizden alınma korkusudur. Aksine paylaşmak hayatınızı ve sizi her alanda zenginleştirir.

Taktir edilmeyi de, sevilmeyi de dışarıdan beklemeyin, siz kendinizi gerçekten sevdiğinizde zaten tamlık duygusu gelir, yaptığınız her ne yapıyorsanız sizi tatmin eder. Attığınız her adımda yüreğinize sevinç kıvılcımı düşer. Bizler bu hayatı engin yaratcılığımızla yarattığımız maceralarla deneyimlemekte özgürüz. Hayatımızı yaratırken ne kadar çok zihinsel engelden özgüleşirsek o kadar evrensel zekanın yüce bilgeliğiyle sürekli bağlantıda olduğumuzun farkındalığında kendimize zengin bir hayat yaratırız. Kıskançlık da buna en çok engel olan zihinsel engeldir. Kıskançlığın kaynağında kendinizi eleştirmek yatar. Kendinizi olumsuz yönde eleştirmek hayat akışınızda dolayısıyla da bolluk ve bereket ve akışınızda blokaj yaratan iyileştirilmesi gereken bir durumdur.

Şimdi hemen kendinizi eleştirmeyi bırakın ve kendinizi çok sevin ve taktir edin. Çevrenizdeki insanların başarılarını canı gönülden taktir edin. Eğer çevrenizde sizden daha başarılı olduğunu düşündüğünüz insanlar görüyorsanız onlar sizin bu konuda çalışma yapmanız, iyileşmeniz, büyümeniz ve olgunlaşmanız için hayatınıza ışık tutmak için gelmişlerdir. Onlara teşekkür edin.

ÇALIŞMA:

Rahat bir yere oturun, bulunduğunuz yerin taze bir havası olmasında yarar var. Gözlerinizi kapatın, burnunuzdan nefes alıp ağzınızdan verin, bunu 6 kez tekrar edin. Hayatınızda en çok kıskandığınız bir kişiyi çağırın, bunu teker teker yapmanıza yarar vardır, diğerleri için de aynı çalışmayı yapacaksınız. Zihninizde beliren kişiye bakın, onu neden, hangi sebepten dolayı kıskandığınızı hatırlamayı, anlamayı ve idrak etmeyi talep edin. Sakin ve derin nefesler almaya devam edin. Şimdi o kimseye her ne ise kıskandığınız, bu sözleri söyleyin:

“Çok teşekkür ederim, benim kendimi eleştirip, bir türlü taktir edemediğim bir yanımı bana hatırlattın ve benim bu yanımı iyileştirmem için ilham verdin. Eğer sana karşı zarar verici düşünce veya davranışlarım olduysa lütfen beni affet. Ben seninle yaşadığım deneyimle neyi anlamam gerektiğini anladım, idrak ettim. Bana ışık tuttuğun için varlığına şükran duyuyorum” Yüreğinizi rahatladığını farkedeceksiniz. O kişiyle zihninizde el sıkışın, yapabilirseniz kucaklaşın ve onu sevgiyle uğurlayın.

Aşağıdaki olumlamalar kendimizi eleştirmeye başladığımız anda devreye sokup eski düşünce kalıplarımızı devreden çıkartmak için tekrar edebileceğiniz olumlamalar.

“ Ben kendimi olduğum gibi kabul ediyorum” Kendinizi olduğunuz gibi kabul etmek kendinizi sarıp, sarmalayıp, kucaklamak demek.

“Hayat beni seviyor. Ben hayatı seviyorum” Siz hayatı sevdiğinizde hayatta sizi sever.

“Ben kendimi seviyorum” Siz kendinizi sevdiğinizde, sevgi duymaya, varlıkları sevmeye, değer vermeye başlarsınız ve hayatınıza sevgi dolu ilişkiler çekersiniz. Halı hazırda olan ilşkileriniz de iyileşir.

“Ben güzelim ve herkes beni seviyor” Evet sen güzelsin ve herkes seni seviyor. Çevrene verebileceğin en güzel sinyal, karşılığını göreceksin.

Somnur van der Kraan

Sağlık, Varlık, Mutluluk kitabından bir bölüm


73 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

DOSTLUK

bottom of page